Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum'un konuşmasından önemli satır başları şunlar:
"Tarım alanındaki gerileme incelendiğinde, su kirliliğinin en önemli kaynaklardan biri olmaya devam ettiğini net bir şekilde görüyoruz. Daha detaylı bakarsak, bugün Avrupa’daki korunan habitatların yüzde 80’inden fazlası maalesef kötü durumda.
Üstelik topraklarının yarısından fazlası bozulma belirtileri gösteriyor. Döngüsel ekonomideki ilerlememiz ise sınırlı kalmış; son 10 yılda döngüsellik oranını yalnızca yüzde 1 artırabildik.
Enerji dönüşümünde benzer bir tablo söz konusu. İlerleme var ama yenilenebilir enerjinin tüm Avrupa’daki payı hâlâ yüzde 24 seviyesinde. Buna karşılık fosil yakıtlar, toplam enerji tüketiminin yüzde 70’ini oluşturuyor.
Küresel ısınmanın oluşturduğu riskler hızla artarken, uygulama hızımız bu risklerin gerisinde kalıyor. Yani olayları geriden takip ediyoruz.
Bundan hareketle, COP31 başkanlığı olarak Kasım ayında yapacağımız küresel buluşmaya bu gerçekler ışığında yaklaşmayı amaçlıyoruz. Türkiye, COP31 ev sahipliğini sadece müzakere takvimi yönetimi olarak değil; güveni artıran ve işbirliğini derinleştiren bir süreç olarak değerlendiriyor. Her şeyi yerli yerince ortaya koyuyoruz. Şunu belirtmek isterim ki; iklim rejiminin en önemli sorunu, mevcut hedeflerin sahada yeterince karşılık bulmamasıdır.
Yeni hedefler belirlemek artık küresel kamuoyunu ikna etmekte yetersiz kalıyor. Türkiye, COP31’i sadece ev sahibi değil, aynı zamanda iklim rejiminin yeni dönemde ihtiyaç duyduğu dönüşümün merkezine yerleştiren; küresel ölçekte kalıcı etkiler sağlayan bir platform olarak görüyor.
COP31'in 3 Temel İlkesi: Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon
COP31 sürecini üç temel ilke üzerine kurduk: Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyalog yoluyla güveni artıran kapsayıcı bir platform oluşturacağız. Uzlaşıyla ortak sorumluluk duygusunu güçlendireceğiz. Aksiyonla ise bugüne kadar alınan seksenin üzerindeki COP kararlarını sahada etkin kılacak somut adımlar atacağız.
9 Öncelikli Alan ve Türkiye’nin Küresel Katkısı
COP31 başkanlığı olarak, paydaşlarımızın katkılarıyla dokuz öncelikli alan belirledik:
Sıfır Atık Projesi: Türkiye’nin dünya çapında tanınan, Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen ve BM tarafından kabul edilen en büyük çevre projelerinden biridir.Gençlerin İklim Katılımı: Tüm dünya gençlerinin iklim eğitimi süreçlerine ve karar alma mekanizmalarına daha güçlü katılımını sağlamak, iklim okuryazarlığını artırmak ve yeşil istihdam alanlarını geliştirmek hedefleniyor.Gıda Güvenliği: Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri ortak paydada buluşturan kritik bir önceliktir.Yeşil Sanayi ve Düşük Karbon Teknolojileri: Ülkelerin sıfır emisyon hedeflerine ulaşmalarında yeşil sanayi dönüşümünü hızlandırmak, uluslararası koordinasyonu güçlendirmek ve Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu sanayi dönüşümü sağlamak amaçlanıyor.Temiz ve Güvenli Enerjiye Geçiş: Enerji verimliliğini artırmak, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırmak ve emisyonların azaltılmasına katkı sağlamak öncelikler arasında yer alıyor.Dayanıklılığın Artırılması: Akdeniz’den Afrika’ya ve Pasifik’e uzanan bölgelerde iklim direncini güçlendirmek hedefleniyor.Finansman ve İklim Eylemi: İklim eylemi uygulama mekanizması ile finansmana erişimi kolaylaştırmak ve finansman hareketliliğini artırmak planlanıyor.Hibya Haber Ajansı

