Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, müzakere süreci devam ederken ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırısının, asıl meselenin İran'ın nükleer kapasitesi olmadığını ortaya koyduğunu belirtti.

İsrail'in Bölgesel Stratejisi ve İran'ın Savunma Kapasitesi

Davutoğlu, temel gündemin İran'da rejim değişikliği zorlamak değil, İran’ın savunma kapasitesinin tamamen zayıflatılması ve İsrail’in Nil’den Fırat’a uzanan Arz-ı Mevud’u ele geçirerek Orta Doğu'da bölgesel hakimiyet kurma stratejisinin önünü açmak olduğunu vurguladı. Şunları ekledi:

“Bugün, ‘bize dokunmayan yılan bin yaşasın’ yaklaşımıyla bu saldırılar karşısında sessiz kalanlar, sıranın bir gün herkese geleceğini anlamalıdır. Son dönemde İsrail’in Türkiye’yi açıkça hedef alan küstah açıklamaları bunun ilk işaretidir. Trump ve Netanyahu’yu cesaretlendiren ana unsur, bölge ülkeleri ve İslam dünyasının parçalanmışlığı ile bu planın bir parçası haline gelmeyi kabullenmeleridir. Bazı bölge ülkelerinin işbirlikçi tutumları ise utanç vericidir.”

Ramazan Ayında Saldırının Sembolizmi

Davutoğlu, bu saldırının Ramazan ayında gerçekleştirilmesinin, daha önceki birçok saldırının da Ramazan’da yapılması gibi, yaklaşık 2 milyar Müslüman'a karşı sembolik bir meydan okuma anlamına geldiğini ifade etti.

Acilen Atılması Gereken Adımlar

Derhal harekete geçilmesi gereken önlemleri sıralayan Davutoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye topraklarının İran’a karşı saldırılarda asla kullanılamayacağı açıkça ilan edilmelidir. Kürecik Üssü kapatılmalı, İncirlik Üssü’nün herhangi bir saldırıda kullanılmaması için Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) gerekli denetimleri sağlamalıdır. İncirlik’in izinsiz veya talep üzerine kullanılması halinde, üs yönetimi tamamen TSK’ye devredilmelidir. Bu saldırıyla tırmanacak bir savaş Türkiye’nin güvenliğini tehdit edeceğinden, NATO 4. Maddeye göre istişari toplantı düzenlenmeli, ABD’den savaşın gerekçeleri ve planlaması hakkında bilgi talep edilmelidir.”

Uluslararası Diplomaside Acil İnisiyatifler

Davutoğlu, Cumhurbaşkanı’nın başta Trump olmak üzere BM Güvenlik Konseyi Daimi üyeleriyle acil telefon diplomasisi gerçekleştirmesi gerektiğini vurguladı. Görüşmelerde, ABD-İran geriliminin aşılması ve müzakerelere geri dönülmesi için P5+1 formatında yeni bir plan teklif edilmelidir. Ayrıca, Mısır ve Suudi Arabistan liderleriyle iletişim kurularak, üçlü mekanizma şeklinde ABD nezdinde girişimde bulunulmalıdır. Bu girişimin odağında, savaşın yol açtığı bölgesel istikrarsızlık, küresel ölçekte kaos riski ve İsrail’in provoke eden söylem ve saldırılarının ABD çıkarlarını da tehdit ettiğinin ortak kabulü yer almalıdır.”

Davutoğlu'nun Son Çağrısı

Günün, bekle-gör yaklaşımı içinde pasif kalma günü olmadığını vurgulayan Davutoğlu, bunun yerine proaktif ve caydırıcı diplomasi yürütme zamanının geldiğini belirtti.