DEVA Partili Karal, TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı kişi başına gelir verilerini değerlendirdi. TÜİK verilerine göre kişi başına gelirin 18 bin 40 dolar, Türk lirası bazında ise 712 bin 200 lira olduğu belirtilirken, Karal bu rakamların sahadaki ekonomik gerçeklerle uyuşmadığını vurguladı.
Gelir Dağılımındaki Adaletsizlik Endişesi
Karal, "TÜİK’e soruyoruz: Kişi başı gelir 712 bin 200 lira ama işçi, memur, emekli ve çiftçi neden bundan habersiz? Ortalama gelir artıyor olabilir ama gelir adaletsizliği büyüyorsa, bu büyüme milletin değil, ayrıcalıklı bir azınlığın büyümesidir" dedi.
Toplumun Geniş Kesimleri Refahı Hissedemiyor
Açıklanan verilerin toplumun geniş kesimlerine yansımadığına dikkat çeken Karal, sabit ve dar gelirli kesimlerin yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında zorlandığını belirtti.
Kişi Başına Gelir Tek Başına Refah Göstergesi Değil
Karal, kişi başına düşen gelirin refahı tek başına yansıtmadığını söyleyerek, asıl sorunun gelirin adil dağılımı olduğunu vurguladı: "Bu gelir artışından işçi neden habersiz? Asgari ücretli neden ay sonunu zor getiriyor? Emekli neden temel ihtiyaç hesabı yapıyor? Memur neden alım gücündeki erimeyi hissediyor? Çiftçi neden üretirken borçlanıyor? Eğer kişi başına gelir bu seviyedeyse neden vatandaş bunu hayatında göremiyor? Ortalama gelir artışı sağlansa da bu artış toplumun büyük kesimlerine yayılmıyorsa, sadece belli bir kesimde yoğunlaşıyorsa, bu tablo adil değildir. Vatandaşın hissetmediği büyüme yalnızca istatistik başarısıdır."
Günlük Hayatta Refahın Hissedilmesi Önemli
Karal, gıda fiyatları, kira bedelleri ve temel tüketim harcamalarındaki artışa dikkat çekerek, refah söyleminin ancak günlük yaşamda hissedildiğinde anlam taşıyacağını ifade etti.
Kapsayıcı ve Adaletli Ekonomi Yönetimi Çağrısı
Ekonomik büyümenin kapsayıcı olması gerektiğini belirten Karal, "Gerçek kalkınma; üretimin arttığı, emeğin karşılığının alındığı, gelirin adil paylaşıldığı bir düzenle mümkündür. İşçi, memur, emekli ve çiftçi mutlu değilse toplumsal refahtan söz edemeyiz. Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren, öngörülebilir ve adaleti merkezine alan bir ekonomi yönetimidir" yorumunda bulundu.

